Diploma fazlası mı, tanım fazlası mı: “işine göre fazla eğitimli” nasıl ölçülüyor
Yükseköğretim mezunlarının işine göre fazla eğitimli olduğu ifadesi, haber metinlerinde çoğu zaman tek bir orana indirgenerek aktarılır. Oysa uluslararası istatistik kurumlarının kavram belgeleri, bu oranın ölçülen bir olgudan çok, seçilen bir tanımdan çıktığını gösteriyor. Aynı ülkenin aynı yıla ait aynı anketi, hangi yöntemin uygulandığına göre birbirinin iki katı sonuç verebiliyor.
Üç ölçüm ailesi, tek bir soru
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 2018 Ekim'inde Cenevre'de toplanan 20. Uluslararası Çalışma İstatistikçileri Konferansı'na sunduğu kavram belgesi, eğitim düzeyi uyumsuzluğunun literatürde üç yolla ölçüldüğünü yazıyor [1]:
- Normatif yaklaşım: Bir iş analistinin önceden belirlediği asgari eğitim düzeyi ölçüttür. Uluslararası uygulamada bu ölçüt, ISCO meslek sınıflaması ile ISCED eğitim sınıflaması arasındaki bir eşlemeye dayanır.
- İstatistiksel yaklaşım: Ölçüt, aynı meslekte çalışanların gerçekleşmiş eğitim dağılımıdır; en sık görülen eğitim düzeyi ya da ortalama öğrenim yılı esas alınır.
- Öz-beyan yaklaşımı: Ölçütü çalışanın kendisi bildirir; eğitimini işinin gerektirdiğinden yüksek gören kişi fazla eğitimli sayılır.
Belgenin ekinde yalnızca eğitim düzeyi uyumsuzluğu için yedi ayrı işlemsel tanım sıralanıyor: biri normatif, dördü istatistiksel (mod eğitim düzeyi; ortalama, medyan ve mod öğrenim yılı), ikisi öz-beyan. Alan ve beceri uyumsuzluğu için ayrı listeler veriliyor [1].
Eşleme değişince sayı değişiyor
ILO belgesinin sayısal bölümü, aynı veriye iki farklı normatif eşleme uyguluyor. Yayımlanan tabloda teknisyenler ve yardımcı profesyoneller birinci eşlemede yalnız ISCED 5 düzeyine, ikinci eşlemede ISCED 5-8 aralığına karşılık geliyor. Tablodan doğrudan okunduğunda çıkan sonuç şu: lisans diplomalı bir teknisyen birinci eşlemede fazla eğitimli, ikincisinde uyumlu sayılır. Belge, tahminlerin kurulan eşlemeye duyarlı olduğunu ve dar eşlemenin uyumsuzluğu büyük olasılıkla olduğundan yüksek gösterdiğini kendisi belirtiyor [1].
Mesleğin ne kadar ince kodlandığı da belirleyici. Avrupa Eğitim Vakfı'nın (ETF) 2022 tarihli ülkeler arası raporu, Türkiye Hanehalkı İşgücü Anketi verisiyle yükseköğretim mezunu ücretlilerde alan uyumsuzluğunu hesapladığında 2019 için ISCO'nun tek haneli kodunda yüzde 18,3, iki haneli kodunda yüzde 43,8 buluyor. Ülke, yıl, anket ve gösterge aynı; değişen tek şey meslek kodunun ayrıntı düzeyi [3].
Öz-beyan ile ölçüm arasındaki mesafe
OECD Verimlilik Çalışma Tebliğleri dizisinde 2021 Temmuz'unda yayımlanan bir tebliğ, iki yaklaşımın sonuçlarını yan yana koyuyor. 2015 Avrupa Çalışma Koşulları Anketi'nde Fransa, Lüksemburg ve Almanya'da çalışanların yüzde 45'i becerileriyle işi arasında uyumsuzluk bildiriyor. PIAAC'ın doğrudan beceri ölçümüne dayanan hesapta ise oran Fransa için yüzde 20 (yüzde 11 fazla becerili, yüzde 9 eksik becerili), Almanya için yüzde 25, İtalya ve İspanya için yaklaşık yüzde 33. Tebliğ, öznel yöntemle uyumsuz sayılanların büyük bölümünün ikinci yöntemde uyumsuz çıkmadığını aktarıyor [2].
Nitelik uyuyor, beceri kullanılıyor mu
ILO belgesi nitelik uyumsuzluğu ile beceri uyumsuzluğunu ayrı tanımlıyor ve ikisinin birlikte okunması gerektiğini söylüyor. Bir kişi işine göre fazla eğitimli olup fazla becerili olmayabilir; tersine, eksik eğitimli görünen uzun kıdemli bir çalışanın becerileri meslektaşlarıyla denk olabilir, çünkü işbaşı eğitimi ve deneyim örgün eğitimin dışında yol açar. Belge ayrıca kimi çalışanların daha az stres ya da daha kısa yol gibi karşılıklar uğruna, fazla eğitimli oldukları bir işi bilerek kabul edebileceğini not ediyor [1].
OECD tebliği aynı noktaya başka yönden geliyor: aynı meslek içindeki beceri düzeyi farkı tek başına uyumsuzluk kanıtı değildir, bireysel performans farkı da olabilir [2].
Bir haberde tanımı nasıl ararsınız
- Ölçütü kim koydu: iş analisti mi, meslektaşların dağılımı mı, kişinin kendisi mi?
- Soru "işi almak için gereken" eğitimi mi, "işi yapmak için gereken" eğitimi mi soruyor? ILO ikisinin farklı sonuç verdiğini yazıyor ve öz-beyanda "yapmak için" sorusunu öneriyor [1].
- Meslek kaç haneli kodlanmış?
- Düzey uyumsuzluğu mu ölçülüyor, alan uyumsuzluğu mu? Bunlar ayrı göstergelerdir.
- İstatistiksel yöntemde eşik nedir? ETF raporu, literatürde bir standart sapmanın yaygın olduğunu, iki standart sapmanın da kullanıldığını ve bu seçimin keyfi olduğunu belirtiyor [3].
Ölçüm bültenleri de bu ihtiyatı taşıyor. Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi'nin 17 Mart 2016'da yayımladığı çalışma, istatistiksel yöntemle 2015'in Ekim-Aralık döneminde çalışanların yüzde 68,7'sini uyumlu, yüzde 16,1'ini fazla eğitimli sayıyor. Aynı metin, oranların yöntemin varsayımlarına duyarlı olduğunu ve tek başına kullanılmaması gerektiğini yazıyor; normatif yöntemi ise bir mesleğin bütün işleri için sabit eşleme varsaydığı gerekçesiyle tercih etmediğini belirtiyor [4].
Mezun izleme çalışmaları için pratik sonuç sade: bir uyumsuzluk oranı yayımlanırken hangi tanımın kullanıldığı, meslek kodunun hangi ayrıntıda alındığı ve eşiğin ne olduğu birlikte açıklanmadıkça, iki kurumun sayısı yan yana konamaz.
Kaynakça
- ILO — Measurement of qualifications and skills mismatches of persons in employment (ICLS/20/2018, Oda Belgesi 15, 20. Uluslararası Çalışma İstatistikçileri Konferansı, Cenevre, 10-19 Ekim 2018; hazırlayan Valentina Stoevska, ILO İstatistik Bölümü) erişim: 5 Eylül 2026
- OECD — Brun-Schammé, A. ve Rey, M., “A new approach to skills mismatch”, OECD Productivity Working Papers No. 24, Temmuz 2021 erişim: 5 Eylül 2026
- European Training Foundation — Skills Mismatch in ETF Partner Countries: Cross-country report, 2022 (Kofol, Kriechel, Nguyen, Vetter) erişim: 5 Eylül 2026
- Office for National Statistics (Birleşik Krallık) — Analysis of the UK labour market: estimates of skills mismatch using measures of over and under education, 17 Mart 2016 erişim: 5 Eylül 2026
Kaynaklar hakkında not
Dört kaynak da yöntem belgesi ya da resmî istatistik yayınıdır; hiçbiri Türkiye'deki mezunların ne kadarının fazla eğitimli olduğuna dair güncel bir toplam vermez.
- ILO kavram belgesi [1] uluslararası istatistikçilere sunulmuş bir öneri metnidir. Yöntemlerin tanımını, üstünlüklerini ve sakıncalarını kanıtlar; belirli bir ülkenin güncel uyumsuzluk oranını kanıtlamaz. Örnek hesapları sınırlı bir ülke seçkisine dayanır ve belge bu sonuçların ihtiyatla okunmasını ister.
- OECD tebliği [2] yazarlarının görüşüdür, kurumun resmî görüşü değildir; bunu kendi künyesinde belirtir. Aktardığı oranlar 2012 PIAAC ve 2015 anket dalgalarına aittir, yani dönemseldir.
- ETF raporu [3] vakfın ortaklık ülkeleri için hazırlanmıştır. Türkiye rakamı bir duyarlılık analizinin parçasıdır; ülkenin resmî uyumsuzluk göstergesi olarak sunulmaz ve yatay, yani alan uyumsuzluğunu ölçer, düzey uyumsuzluğunu değil.
- Birleşik Krallık verisi [4] yalnız o ülke içindir ve tek bir yönteme dayanır; Türkiye'ye aktarılamaz. Buradaki değeri, bir istatistik kurumunun kendi yönteminin sınırını açıkça yazmasındadır.